beş balyoz

2012-01-25 10:23:00

“Çin’de bir kişi, yetkili servise götürüldükten sonra çalışmamakta direnen iki yüz seksen dokuz bin dolarlık lüks otomobilini ücretle tuttuğu işçilere parçalattı.” Radikal, Mart 2011 1. İşçi Abi ne diyeyim işte, sabah telefon geldi; araba varmış, kırılacakmış. Yüz dolar vereceklermiş. Biz de arkadaşları topladık geldik. Balyozdan haberimiz yoktu. “Hani malzemeleriniz nerde?” dediler. “Ne alet lazımsa alıp getirelim, aceleyle çıktık” dedik. Gittim balyozları getirdim ben sonra. Arabayı sorduk, adam gösterdi. “Bu arabayı ben ömrüm boyunca çalışsam alamam, sen neden kırdırıyorsun?” dedim. “Artislik yapma, işini yap” dedi. 2. İşçi Geldiğimizde kameralar vardı. Sonra arabayı gördüm. Süper lüks bir araba. Dedim ki “Abi kıymayalım buna, öfkeyle kalkan zararla oturur. Çalışmıyor diye araba mı parçalatılır? Bunu bulamayanlar var dedim.” dedim. Adam biraz kızgın, biraz da üzgündü. “Size para verdim, başlayın” dedi. “Sakin ol” dedim. “Anlat istersen. Seni bu noktaya getiren nedir? Beraber bir çare buluruz belki” Tepki vermiyordu. “Benim dayıoğlunun sanayide dükkânı var, her tür motordan anlar” dedim. Ben öyle dememişim, sen aldı bu elimizdeki balyozlardan birini arabanın ön camına bir vurdu, cam tuz buz. “Derhal vurmaya başlamazsanız sizin yerinize başkalarını bulurum” dedi. Hemen arabanın üstüne çıktım. On beş dakika geçti geçmedi -arka kapıya çalışıyordum- yerde oturan bir adam gördüm. Daha önce de gözüme ilişmişti sanki. Dedim “Sen niye burada oturuyorsun, gözüne cam gelir bak, kalk ordan, kenardan izle.” Cevap vermedi. Kolundan tutup kaldırd... Devamı

meczup

2012-01-25 10:23:00

Bir adam gördüm, bir kapının önünde oturmuş düşünüyordu. Saçı sakalı birbirine karışmıştı. Üstü başı perişandı. Kafasını belli bir ritimle iki yana sallıyor, arada bir kimsenin anlamadığı bir şeyler mırıldanıyordu. -Kim bu adam, diye sordum. -O bir meczup, dediler ve anlattılar hikâyesini. Şimdi önünde oturduğu o kapıyı çalmış günlerden bir gün. İçeriden bir ses “Kim o?” diye sormuş. Ciddiye almış soruyu. O günden beri cevabını düşünüyormuş. Gökhan Özcan Kaynak : xlargea.blogcu.com Devamı

Rüya gibi

2012-01-25 10:23:00

Bazı insanlar vardır ya hayatınızda, hani hiç göremeseniz, hiç tanışamasanız, ne bilim hiç oturup birlikte bir çay içemeseniz bile, içinize o kadar sinmiştir ki en yakın arkadaşınızı sevdiğinizden daha çok seversiniz onları. Hep merak edersiniz, acaba şimdi ne yapıyorlar diye. Bir yerlerde onlarla ilgili bir haber çıktığında birden heyecanlanıp okursunuz o haberi. İlla ki birileri onlardan söz eder size ve sanki biraz da onların yaptığı şeylerle siz hayata biraz daha sıkı tutunursunuz. Sizinle o insanları birbirinize bağlayan görünmez ipler vardır ve siz biraz geriye düştüğünüzde o iplerden biri sizi ileri çeker. O insanlarla aynı zaman diliminde yaşıyor olmak biraz olsun ferahlatır içinizi. Rüya gibi… Orhan Düz Kaynak : xlargea.blogcu.com Devamı

I love Konya

2012-01-25 10:23:00

Kaynak : xlargea.blogcu.com Devamı

Canavarın Hikmeti

2012-01-25 10:22:00

Okul gezisine çıkan çocuklar girdikleri mağaradaki gizemli bir boşluğun içinden yuvarlanarak esrarengiz bir tünelden aşağı düştüklerinde, kalkıp üstlerini silkelerlerken karşılarında bir canavarın oturduğunu gördüler. Bir süre oraya buraya kaçıştılar ama canavar her defasında koca pençeleriyle çocukları engelliyordu. Canavar kaçmaktan yorgun düşen çocuklara “Soracağım bilmeceyi bilirseniz sizi bırakırım” dedi koca ağzıyla. Onlar da çaresiz, “Sor haydi” dediler.  “Çarşıdan aldım bir tane eve geldim bin tane” “Nar!” diye atıldı küçük çocuklardan biri. Canavar anında çocuğu kaptığı gibi cumburlop midesine attı. Hepsi dehşet içinde birbirlerine bakakaldılar. “Nar değil miydi?” diye sordu en cesur olanı. “Nar olmalı!” dedi. “Cevap Nardı!” diye yükseltti sesini. “Hayır, cevap incirdi” dedi canavar pis pis gülümseyerek. “Hiç narın içinde bin tane parça gördünüz mü?” “Nasıl olur?!” diye öne atıldı bir başka çocuk, “Binlerce yıllık bir geleneği hiçe sayıyorsun!” “Tamam o zaman!” dedi cesur olan, “Seninle bir anlaşmaya varalım. Ben kalayım, diğerlerini bırak” “Hayır” dedi canavar “Bakıyorum da çok kahraman görünüyorsun. O kadar kahramansan şu sorumu cevapla da görelim: Ben giderim o gider, arkamdan tin tin eder” Arkadan bir tanesi “Gölge deme sakın” diye fısıldadı. Çocuk da ikircikli bir halde: “Bi-bilemiyorum” dedi  “Cevabını bir kâğıda yaz o zaman, o kâğıdı da ikimizin arasında bir yere koy” Canavar, “Yoksa bana güvenmiyor musun?” dedi. “Ben babama bile g&uu... Devamı

Sıfır kilometre yoga tekniği

2011-12-16 11:22:00

Önce yere yumuşak bir şilte koyuyorsunuz. Üzerine oturuyorsunuz. Burnunuzu bir mandalla kıstırarak hava giriş çıkışını engelliyorsunuz. Ellerinizi havaya kaldırarak yüksek sesle ağzınıza gelen her şeyi söylemeye başlıyorsunuz. Burnunuz tıkalı olduğu için, nefes alıp verebileceğiniz tek yer ağzınız oluyor. Onu da abuk sabuk şeyler söylemekle meşgul ettiğinizden bir süre sonra havasız kalıyorsunuz. Ama vazgeçmeyip konuşmaya devam ediyorsunuz. Gittiği yere kadar… Bir süre sonra yüzünüz önce kızarıyor, sonra morarıyor. Tamamen nefessiz kalıyorsunuz ve sesinizi kesmenin ne kadar hayati bir şey olduğunu öğrenerek susuyor ve nefes almaya başlıyorsunuz. Ruhunuzu bir sükûnet duygusu kaplıyor. O andan sonra ne abuk sabuk konuşuyorsunuz, ne de olur olmaz şeylerden paniğe kapılıyorsunuz. Derin derin nefes alarak derinleşiyorsunuz. Gökhan Özcan Devamı

Kusura bakma, basamayız.

2011-12-15 22:24:00

Sanıyor musunuz ki büyük yazarlar kitaplarını yayımlarken hiç zorluk yaşamadılar? 15 yayıncının geri çevirdiği dünyaca ünlü yazar da var, beceriksiz olduğu için beğenilmeyen de, bu kitap satmaz denen de. “En iyi intikam şekli başarılı bir yaşam sürmektir” sözünü Frank Sinatra’nın söylediği kabul edilir. Yazarlığa ömrünü vakfetmeyi kafasına koymuş kimse, her şeyden çok yayımcı ve editörlerden gelecek ret mektuplarına hazırlıklı olmalıdır. Fakat ünlü yazarların kariyerlerinin başlangıç evrelerinde yayınevlerinden aldıkları ret mektupları su yüzüne çıktığında, “Bu mektubu yazan adamın aklı neredeydi” demekten kendini alamaz insan. İşte ‘son gülen iyi güler’ sözünü hatırlatan ünlü yazarlar ve aldıkları ret mektuplarından bazı alıntılar: Sylvia Plath: Dikkate almamızı gerektirecek kadar özgün bir yetenek kesinlikle bulunmuyor. Rudyard Kipling: Sayın Kipling, çok üzgünüz, ne yazık ki İngilizceyi etkin biçimde kullanamıyorsunuz. J.G. Ballard: Bu kitabın yazarı psikiyatrik yardım alacak noktayı çoktan geçmiştir. Emily Dickinson: [Şiirleriniz] güzel oldukları kadar kusurlu da ve genel olarak gerçek şiirsel niteliklerden yoksunlar. Jack Kerouac: Çılgın ve karışık yazı şekli, Beat Kuşağı’nın hararetli yolculuklarını güzel bir biçimde ifade ediyor. Peki bu yeterli mi? Bence değil. William Golding (Sineklerin Tanrısı hakkında): İpe sapa gelmez, sıkıcı ve saçma bir öykü. Stephen King (Carrie hakkında): Olumsuz ütopyalara değinen bilimkurgu kitaplarıyla ilgilenmiyoruz. Ayn Rand (The Fountainhead/ Hayatın Kaynağı hakkında): Keşke böyle bir kitabın okuru olsaydı. Ama yok. Satmaz.(Atlas Shrugged/ Atlas Vazgeçti hakkınd... Devamı

Kuş Lokumu

2011-11-23 19:26:00

 Sabun Bey son nefesini verirken yanı başında bekleyen karısı Sünger Hanıma fısıldamış: “Ben seni okşadıkça sen beni erittin.” Sünger Hanım alttan almış: “Üzerimde kokun hep kalacak” • İki yıldır gevezelik sendromu terapi grubuna devam ediyorum. Henüz konuşma sıram gelmedi. • Yetişkin bir mavi balina tek öğünde beş adet ton balığı yer, üç varil fanta içer, yarım silo çekirdek çitler ve sadece büyük esprilere güler. • Kafelerdeki mönülerin giderek ve baş döndürücü bir hızla ansiklopedileşmesi bizi içerikten uzaklaştırıyor mu? “Hoşgeldiniz, şu mönüleri alın, bir süre okşayın ve geri verin.” • Bornoz giyip oturanlarda birden pörtleyen kral olma isteği, tül perdeye sarınan küçük kızlarda prenseslik düşleri, sünnet yataklarındaki o havalar… Mefruşat sektörü monarşiye mi meyilli? • Ey sosyal medya tiryakisi, bol bol siyasi gönderme yap, ülkenin geleceği senin topuklarında yükselecek unutma. Siyasi göndermeler konusunda ilham sıkıntın var ise istatistik kurumunun güncel raporlarında yer alan şu verileri değerlendirebilirsin: “Türk halkının yüzde ellisi aptaldır.” “Türk halkının yüzde yirmi altısı aptaldır.” “Vatandaşların yüzde doksan dokuzu kokoreçtir.” Ayrıca, kullanışsız olan şeylerden de kaçın: Bir dil olarak Türkçe, bir lob olarak sol lob vs. • Dedim kuğu nedir / Dedi kuşumdur / Dedim keman nedir / Dedi kaşımdır / Dedim ne alakası var.  • Bacak bacak üstüne atan insan savunmasızdır. Ya size güvenmiştir ya da kendine. Birini tokatlamayı düşünüyorsanız bacak bacak üstüne atmasını bekleyin. Kaçamayacaktır.  ... Devamı

insan ve kibrit çöpü

2011-06-18 19:55:00

Kibriti romantik bulduğum için ya da nostalji olsun diye önemsemiyorum. Kibrit, şunun için önemli: Bu dünyada insanoğluna en çok benzeyen şey, bir kibrit çöpüdür. Nasıl mı? Şöyle: Kibrit ve insan : Her ikisi de kafa tutunca yanar... Kibrit ve insan : Bir kibrit çöpü, koskoca bir ormanı yalar yutar da "ziyade olsun" bile demez. İnsan da böyledir. Dünyayı midesine indirse, yine de şükretmez.... Kibrit ve insan : Kibritin yapısında fosfor, sülfür gibi zehirli maddeler vardır. Zehirli maddeler insanda da vardır: Kibir, gurur, riya, ihtiras... Kibrit ve insan : Kibrit kutularda bulunur, insanlar kutu kutu evlerde yaşar.  Kutuya girmek, her ikisinin de ortak kaderidir. Kibrit ve insan : İnsanlar, genellikle göründükleri gibi çıkmaz, "eksik" çıkarlar. Üzerinden "vasati kırk çöp" yazan kibrit kutuları da öyle.  Herhalde bu kadar yeter... İbrahim Tenekeci Son Düzlük - Birun Yayıncılık Devamı

Yakup

2011-04-18 11:09:00
Yakup |  görsel 1

Eee yapıyor. Devamı