Şiirlere Reklam Alınması Meselesi

2012-07-07 09:51:05

Günümüzde sanat ve kültür dünyası ile sermaye dünyası her zamankinden daha çok iç içe. Ben de bu ilişkiden doğan çarpık sonuçları endişeyle takip ediyorum. Geçen akşam, yorucu bir günün sonunda tek arzuladığım Ahmet Haşim şiirleri okumaktı. İçinde reklam bulunmayan bir internet sayfası buldum diye sevinirken karşıma çıkan manzaraya bir bakın:

“Akşam, yine akşam yine akşam,
Her gün okuduğum tek gazetedir (Reklam)
Göllerde bu dem bir kamış olsam!”

Elbette karşıma çıkan ilk örnek bu değil. Şiirlere alınan reklamların sayıları her geçen gün artıyor. Şairin bugün aramızda olmayışı aklıma bu uygulamanın sadece kemiklerini sızlattığı düşüncesini getiriyor. Peki ya aramızdaki şairler? Buyur buradan yak:

“ben sana düzenli olarak telefon ediyorum.
bu yüzden vodafone’nun kampanyalarını çok seviyorum! (Reklam)
adlı bir cengaver olarak telefon ediyorum.”

Ah Muhsin Ünlü ah… Belki şiirlere eklenen bir mısra bir yere kadar kabul edilebilir. Peki ya şiire eklenen koca bir kıtanın reklama tahsis edilmesi? Adını vermek istemediğim bu malum şairimizin yaptığı şu işe bir bakar mısınız?

“Gitme demiyorum, hobi olarak gene git.
Bu arada hobi deyince aklıma;
Ağızda eriyen çikolatasıyla, enfes tadıyla,
Beni benden alan eşsiz kremasıyla
Ülker’in Hobby’si geldi!”

Söyleyecek söz bulamıyorum… Neruda karpuza bir şiir yazmıştı. Aynı şairin çorabına da yazdığı bir şiir vardır. Benim de Nutella’ya yazdığım bir kıta ve sevgili Samsung Galaxy Tablet’ime yazdığım uzun bir balad mevcuttur. Tüketim nesnelerine şiir yazmanın yanlış bir tarafı olmadığı gibi insanların nesneler ya da yiyecekler ile duygusal bağ kurması yeni rastlanan bir olgu değildir. Fakat ürünü pazarlama adına şiire yapılan bu eklektik müdahaleler, şiirin semantik yapısını sekteye uğratmakla kalmayıp içeriğindeki duygu bütünlüğünü de yok etmektedir. Aragon  “Şiir sanatı, eksiklikleri güzelliklere çeviren bir simya bilimidir” der. Lakin şiirlere alınan bu reklamlarla şiirdeki güzellikler, eksikliklere çevrilmektedir.

Oysa bugün vardığımız noktada reklamlı bir kitabın çok daha ucuza satın alınabileceği söyleniyor. Bu uygulamanın korsan kitap satışını önleyebilecek en etkili yöntem olarak görenler var. Bazıları bunun, içinde yaşadığımız çağın doğal bir gerekliliği olduğunu savunmaktalar.

Televizyon dizilerinde, ürün yerleştirme tekniği ile olmadık yerde karşımıza çıkan ürünlerden bıkmadık mı? Kanuni’nin yemek masasındaki Coca-Cola kutusundan tut, çatışmada altına Molfix marka çocuk bezi giymiş Memati’ye kadar bunun gibi münasebetsiz pek çok örneğe rastlamadık mı? Kanıksanan her durum görünmez olur. Tekrarlanan her yanlış içimize işler. Bilinçaltımızı kontrol altına almak isteyen kapitalist sermaye sahipleri bizleri buna alıştırdılar. Şimdi aynı şeyi edebiyatımıza yapmaya çalışıyorlar.

Platon şiir için; ‘büyülü söz’ demiştir. Öyle görünüyor ki günümüzde reklamlar, insanlara şiirlerden daha büyüleyici gelmektedir…

 

Murat Karaca

14
0
0
Yorum Yaz